E

Ğ

E

R


İ

N

S

A

N


İ

S

E

N


Ö

L

M

E

Z

S

İ

N


K

O

R

K

M

A
Uzumbaba Anasayfa          istatistik






ü
zü
mbaba dü
şü
nü
yor

UMUT YEŞERDİ HEYT BE

Kurumaya yüz tutmuş bir ceviz ağacı
Gövdesine sırılsıklam sarılmış
Gülyüzlü çocuk çığlık atıyor
Herşey güzel olacak ağabey

Küçücük avuçlarıyla sarmalamış
Koca yüreğini gökyüzüne salmış
Tüm İstanbul sokaklarını
Adım adım kısaltmış yüreğinde

...devamım için tıkla
Yazının bağlantısı


NİCE CANLAR YAKAN DÜNYA

Kendi canı ağrıyorsa
Ortalığa ateş düşer
Başkaları ağlıyorsa
Toz olur da kaçar göçer
Muhabbetin meydanında
Biz bir canız cananız der

Oy oy dünya oy oy dünya
Pek zalimsin behey dünya

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı



BAHAR

Yıllar sonra bahar geldi
Tomurcuklar haber verdi
Kış uykusu zor uyandık
Bu sezgiyi sev diyelim

Yıllar yılı uyuyorduk
Uykuda hep soluyorduk
Kesik nefes horluyorduk
Boş secdeye yok diyelim

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı


TORUNUM

Dede oldum yine dede
Duysun duymayanlar hem de
Karşılarım seni yavrum
Gül ile
Kuş ile
Kanat ile
Bal ile
Ne kurban dilerim
Ne kan dilerim
Karşılarım seni duru bir su ile

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı


SERÇEŞME BİLGİNİ ARADIM DURDUM

Bugün çözemedim yine sorumu
Çözecek insanı aradım durdum
Herkes bilgin olmuş bilmiş doğruyu
Gerçek bilenleri aradım durdum

Bilgi yükü öyle kolay yüklenmez
Bizde küstah çoktur varı yok etmez
Alçak yüzsüzlere sözüm söz yetmez
Köşe bucak bilen aradım durdum


...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı


DONUYON KARDEŞ

İnliyor inliyor yanıyon ateş
Hava görmüyon ki sönüyon kardeş
Kıvılcımlar gökyüzüne ulaşmış
Daha görmüyon ki soluyon kardeş

Damla damla akar terin soğumaz
Soğumayan terin hakkı oğulmaz
Uyuyan devlerin derdi durulmaz
Daha ölmüyon ki uyuyon kardeş

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı



O BEYİNLER BOŞ DEĞİLDİR

Bugün yine sarhoş oldum
Her sarhoşluk hoş değildir
Zorbalar var meydan açın
O meydanlar boş değildir

Örümcekler av peşinde
Meydanları sar peşinde
Ses perdesin yüksek açın
O perdeler boş değildir

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı


LANETLER OKUYORUM

Dünyanın çivisini çıkardılar
Beni bunlarla aynı yerde
Aynı rüzgarda
Aynı fırtınada
Aynı hortumda yaşamak için zorlayan
Tüm ruhlara
Tüm dinlere
Tüm cinlere
Lanetler okuyorum

Ne cezalı bir yaratığım ben
Hergün hüsran
Hergün zulüm
Hergün ölüm kusanları görüyorum
Hergün umutları özlüyorum

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı

DÜŞÜNSEL ÇIĞIRIŞLARIMIN
TELLERE TAKILIŞI
(Amatör çığırış)

Sattılar

Dombili Dombala

Umutluyum

Ölsen bile söz özündür

Üzümbaba


CANIN CEHENNEME CÜMLE EHLİNE

Behey dünya niye böyle zalımsın
Senin dünyan benim rüyam uymuyor
Toprağa kan çalar öyle çamursun
Senin mayan benim mayam uymuyor

Uymuyor be zalım dünya uymuyor
Tutmuyor be zalım dünya tutmuyor

Sinek vızıltısı arı sızısı
Ağlıyor doğmadan ana kuzusu
Zorla dayatırsın alın yazısı
Senin yazın benim yazım uymuyor

Uymuyor be zalım dünya uymuyor
Tutmuyor be zalım dünya tutmuyor

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı


YARATICI ACEP ZIR TÜCCAR MIDIR

Dünyaya hiçbir din gökten inmedi
İnsanları al da sömür demedi
Din adına cihad salık vermedi
Yaratıcı acep tek gözlü müdür

Her devre bir Nuh gemisi dayanır
Gücü olan o gemiyi kayırır
Aç gözlüler yoksulları sıyırır
Yaratıcı acep açgözlü müdür

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı


SÖYLEDİKÇE NAZIMIZ YOK

Sesim toprağı dağlıyor
Toprak bana yar bağlıyor
Bülbül uzaktan ağlıyor
Mızrap bana dar mıdır ki

Çağladıkça sazımız çok
Söyledikçe nazımız yok

Ben derdimi çöle saldım
Çöl savurdu akrep aldım
Yalvardım yakardım kaldım
Perde bize naz mı dır ki

... devamı için tıkla
Yazının bağlantısı


İNCE İNCE YOL GÖRÜNDÜ

İnce ince yol göründü
Saraysız dünya göründü
Çıkar ağzından baklayı
Sanma bu dünya çürüdü

Gün bugündür hayır işler
Hayırlardan atlar kişner
Semerden düşeni fişler
Sanma o nallar çürüdü

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı



SOLMA BÖYLE NENNİ NENNİ

Yıllarımız nenni nenni
Yaşamakla geçti nenni
Deryalarda yüzer olduk
Su topladık nenni nenni

Gel güzelim gel cananım
Uyku bitti uyan canım
Ağrı tutar hep sol yanım
Elli yıldır nenni nenni

---devamı için tıkla
Yazının bağlantısı


ÖLSEN BİLE SÖZ ÖZÜNDÜR

Korkma seni terk'edeni
Terk'eden elin kiridir
Cihan yakıp zevk bileni
O zevkler irin körüdür

Gerçek dostlar dert eylemez
Kuş olsan da kafeslemez
Yer dibine paketlemez
O divanın tam özüdür

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı




DALGA GEÇİYOR

Sabahtan erkenden kalktım uyandım
Bir de ne göreyim güneşim doğmuş
Safça bir yürekle bu hale kandım
Gel gör güneş benle dalga geçiyor

Ölmeyecek gibi yaşamak zordur
Görmeyecek gibi yaşlanmak zordur
Geçmişine dön bak göz oymak boldur
Oyanlar soyanlar dalga geçiyor

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı


UMUTLUYUM

Korkuyor bülbüller engin uçmaya
Yanık sesi susmuş kanat çırpmaya
Dili kelepçeli gizliden konar
Cennet bahçesinde yari sormaya

Korkuyor turnalar semah dönmeye
Alçaktan süzülüp hakkı görmeye
Aşk için hak için bir soru sorar
Yerden on kat derin cahil olmaya

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı


ZIRR DOMBİLİ DOMBALA

Güneş batar çıkar batar çıkar
Dombili dombala dombili dombala
Bu kazıklar sana çakar
Dombili dombala dombili dombala

Ay yine bir kazık yedi
Girdi güneş arasına
Zehir zıkkım salıverdi
Dombili dombala dombili dombala

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı



ULA KURBAN OLDUĞUM HALK

Ula hem kumarbazlık hem de dincilik
Ula hem yavuzculuk hem de cincilik
Ula hem de utanmaz bir de kincilik
Arlanmaz tavancılar def çalıp oynar

Ula hem cinayetler almış yürümüş
Ula bu halkın gözü tümden çürümüş

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı


REZİL SENİ

Of Off
Kıskan beni
Ben yaşamla
Ölüm arası dalga geçiyorum

Kendimce eğleniyorum
Kendimce gülüyorum
Gah şarkı söylüyorum
Gah türkü çığırıyorum
Gırtlağım keskin, sözüm bıçak gibi
Rüzgarım bir fırtına

Hah,

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı



TERÖRİST

Bu ükede Deniz Gezmiş terörist,
Hüseyin İnan da terörist.
Yusuf Aslan da, Mahir Çayan da.
Ve
Kaypakkaya da.

Çiçeği burnunda
Erdal Eren, Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz
Ve,
Bir dilim ekmek ile Berkin Elvan da.

Bu ülkede her yer terörist
1 Mayis 1977'yi yutan,
Ve baharı yazla tutan,
2013 Taksim meydanı da.

Bu ülkede tren garları,
100'den fazla yutan canları,
Alt geçitleri boyayan kanları,
O uçurtulamayan barışları
Ankara Garı da terörist.
...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı


APTAL OLANA

Yalancının mumu yatsıya kadar
Her yatsı dolmuyor aptal olana
Yararsın toprağı bulanır batar
Bataklık bir bulut aptal olana

Yalancı bir tilkidir akşama yatar
Ay gecesi postu güneşe satar
Gözün açtığında gün sana batar
Zifir karanlıktır aptal olana
...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı


EFENDİ EYLERİZ

Efendim efendim hep diye diye
Efendi eyleriz tüm soysuzları
Kuru ekmek soğan hep yiye yiye
Efendi eyleriz tüm soysuzları

Saraylar kurarız sulta eyleriz
Eğilir sunarız sultan eyleriz
Yerlerde sürünür burda neyleriz
Efendi eyleriz tüm soysuzları
...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı

YORMA SEN BENİ

Bir dünya yarattım bu devre uymaz
Uymayacak devre yorma sen beni
Bir rüya yarattım bu seyre sığmaz
Seyirden seyire sorma sen beni

Arı gördüm her çiçeğe konmuyor
Balı yedim her kovanda olmuyor
Salıverdim itler bile sormuyor
O miskin halinle sorma sen beni
...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı


ONBİR AY

Onbir ay gel göbek şişir
Aburcubur öbek şimşir
Ne geçerse közde pişir
Sonra da gel orucum de

Hayra geldin oldu mu yar
Günahların doldu mu zar
Onbir ayın sultanı var
O da benim korucum de
...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı




DOST OLAMADIM

Kan oldum behey toprak sana can oldum
Can oldum da yoğruldum yare yar oldum
Arı oldum çalıştım ağ'za bal oldum
Kazancım yok bir petek kar olamadım

Dumanın kavurduğu hoyrat sobalar
Hakça olmuyor bizden bunca çabalar
Doymuyor ağıtlara tüten bacalar
Saçtığın ağulara tad olamadım

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı



YÜREK İSTERSE


Ben düşman aramam uzaktır yolum
Şu derin yüreğim yanmak isterse
Bir ben mi kavrulur kurtlanır postum
Çakallar sırtlanlar yırtmak isterse

Bir mecnun olamam acı çekeyim
Ferhat şirinime yanıp biteyim
Kızgın çöle düştüm susuz gideyim
Akrepler çiyanlar sokmak isterse

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı



YETMEZ

Bir kara elmas var durmaz akıyor
Bu berbat dünyaya pislik saçıyor
Hırsızı kaçkını alıp satıyor
Böyle kaçkını da tut demek yetmez

Bu kara elmasa neler dönüyor
Sapıklar türemiş fetva veriyor
Öz kızını şehvet diye eliyor
Sapıkları gör de dur demek yetmez

...devamı için tıkla
Yazının bağlantısı



uzumbaba.com Webutation %100 güvenli site

1919-2007 tarihi 'GAZETE MANŞETLERİ'ni okumak ister misiniz?






Dü
ğme internet ü
zerinden

DEMOKRASİ OYUNU PAYDOS!-FİKRET BAŞKAYA

İnsanlık tarihinin çok uzun döneminde ‘toplumsal uyum’ diye bir sorun yaşanmadı… “Uyum” sorunu, insan toplumlarının ezen-ezilen, sömüren-sömürülen, egemen olan- egemenlik altında olan ayrışmasıyla, başka türlü söylersek, toplumun antagonik sınıflara bölünmesiyle başladı. O dönemden sonra ezilen ve sömürülen sınıflar, kendilerine dayatılan eşitsiz statüye karşı direndiler. Tarihin ondan sonraki dönemi, ‘sınıf mücadelelerinin tarihi’ olarak yaşandı… İnsanlar, hakları, özgürlükleri, haysiyetleri için mücadeleden hiç geri durmadılar. Lâkin tarih egemenler tarafından yazıldığı için, mazlumların çığlığı pek duyulmadı… Egemenlerin ideolojik uşakları tarafından yazılan tarih, hiç bir zaman “resmi tarih” olmanın ötesine gidemedi… [1].

Şimdilerde artık çökmekte alan ‘dünya sisteminin’ eni-sonu 500 yıllık bir geçmişi var. Başka türlü söylersek, ‘modern zamanlar’ denilen aslında uzun insanlık tarihinde küçük bir parantez. Ve o parantez kapanmakta… Bu günkü sistemin gerisinde üç büyük devrim vardı: Modernite Devrimi

Yazının tamamı için tıkla



dü
ğme tarih ve aleviler
Son zamanlarda Diyanet'in Alevilerle ilgili çelişkili açıklamalarını konu alan bir yazı:

Alevilerin Talepleri ve Diyanet‘in Kırmızıçizgileri


Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez geçtiğimiz günlerde temsil ettiği resmi devlet ideolojisinin Alevilere ve Alevilerin ibadethaneleri olan cemevlerine bakışını yansıtan bir açıklama yaptı. Görmez‘in çelişkilerle, tutarsızlıklarla ve Sünni devletin kibriyle bezeli açıklaması devletin Alevisi olmayacaklarını defalarca dile getiren Alevilerin ve tutarlı demokratların haklı tepkisini çekti. “Biz dini statü veremeyiz, statüyü ancak bu yolun bizatihi sahipleri belirleyebilirler” diyen Görmez‘in sözlerinin devamı şöyle: “Alevilik meselesini teolojik bir tartışma zeminine çekmeden, sadece sosyal, hukuki zeminde konunun ele alınması gerektiğini hep ifade etmişimdir. Bizim daima iki kırmızıçizgimiz olmuştur, bundan hiçbir zaman vazgeçmedik. Bir tanesi; Aleviliğin İslamın dışında bir yol olarak tarif edilmesi. Çünkü bin yıllık tarih bunu yalanlıyor, doğru olmadığını ortaya koyuyor. İkincisi de; cemevlerinin caminin alternatifi, başka bir inancın mabedi gibi gösterilmesi. Ama kendi tarihinde var olduğu şekliyle ocakların talepleri doğrultusunda özgürce kendi geleneklerini, kendi kültürlerini, kendi inançlarını yaşamalarının da hem İslamın, hem hukukun onlara verdiği bir hak olduğunu düşünüyorum.”
Cemevlerini geleneksel Sünni İslam bakışına göre yorumlayan bu sözler, AKP‘nin başından beri sürdürdüğü asimilasyon odaklı politikanın bir kez daha dile gelmiş ve billurlaşmış halidir. Görmez, son derece muğlak bir ifadeyle, dini statünün ancak bizatihi bu yolun sahipleri tarafından belirlenebileceğini söylüyor. Ancak temsil ettiği devlet yüzyıllardır ezilen “bu yolun sahiplerinin” demokratik taleplerine ve inanca saygı isteklerine kulaklarını tıkıyor. Alevilerin kendi inançları hakındaki görüşlerini, inançlarını, ibadethanelerini itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Osmanlı İmparatorluğu zamanından bu yana ezdiği, sürdüğü, katlettiği Alevilerin neye inanacağını, nereyi ibadethane olarak göreceğini, kültürel ihtiyaçlarını nerede karşılayacağını tayin etmeye çalışıyor. Bu en âlâsından bir “statü belirleme”dir ve üstelik Alevilerin aleyhinde bir statü belirlemedir. Buna göre Aleviler, Sünni İslama ve dolayısıyla devlete yakın olmalı. Taleplerde bulunmamalı, devletin inayet ve hoşgörüsüne sığınmalı. İslamın içinde bir yol olarak İslama uygun davranmalı. Yani Alevilerin devletin resmi dini dışında bir dine veya inanışa bağlı insanlar olarak eşit yurttaşlık hakları olmamalı!
Alevilik meselesi gerçekten teolojik bir zemine çekilmeyecekse, Aleviler dışında hiçkimsenin Aleviliğin İslamın içinde ya da dışında bir yol olup olmadığı konusunda konuşma hakkı yoktur. Ama devletin Diyanet İşleri Başkanı tam da bunu yapıyor. Aleviliğin İslamın dışında bir yol olarak tarif edilmesinin kendilerinin kırmızıçizgisi olduğunu ifade ediyor. Alevilerin bile bu konuda kırmızıçizgiler dayatmadığı, bazı Alevilerin Aleviliği İslamın bir parçası, bazılarının İslamın dışında bir inanış, bazılarınınsa sadece kültürel-geleneksel bir çerçeve, bir öğreti olarak tanımladığı durumda, Alevilikle ilgisi olmayan birinin Aleviliğin İslamın içinde olduğunu dile getirmesi despotça bir zihniyetin ürünüdür. Ancak din işlerinden sorumlu bu zat sadece görüş bildirmekle kalmıyor, bunun kendileri için kırmızıçizgi olduğunu buyuruyor. Üstelik Aleviliğin Sünni devlet egemenliği altında ezildiği bin yıllık tarihi buna kanıt olarak göstermekten çekinmiyor.
Görüldüğü gibi, Diyanet İşleri Başkanı “mesele sosyal ve hukuki zeminde ele alınmalı” diyor ama sorunu dönüp dolaşıp teolojik alana getiriyor. “Hukuki zeminde” ise, hükümet, Alevi dedelerine maaş bağlamak, cemevlerini ibadethane statüsü vermeksizin kültür merkezleri olarak tanımak gibi uyduruk düzenlemeler dışında hiçbir adım atmaya yanaşmıyor. Resmi devlet politikasının, AKP‘nin sözde Alevi açılımlarının ve Diyanet İşleri Başkanının açıklamalarının Alevilerin bu denli tepkisini çekmesinin nedeni işte tam da budur. Daha önce de dile getirdiğimiz gibi, bu sorunun özü siyasaldır ve çözme yükümlülüğü de hükümettedir:
“Alevilerin «eşit yurttaşlık ilkesi» temelinde ileri sürdüğü bu demokratik ve siyasal taleplerin çözüm alanı siyaset alanıdır ve bu noktada muhatap da devleti temsilen hükümettir. Oysa AKP hükümeti, Alevilerin karşısına Sünni ulemayı muhatap olarak çıkartarak, sorunu ilahiyat alanına transfer etmiş, sorun bir anlamda mezhepler arasında dinsel bir uzlaşma sağlama sorununa dönüştürülmüştür. Böylelikle Alevilerin talepleri Sünni ulemanın insafına ve onayına bırakılmıştır. AKP, sorunu Sünni ve Alevi kesimler arasındaki karşılıklı önyargıların ortadan kaldırılması, karşılıklı birbirini daha iyi tanıma ve geçimsizliğin sona erdirilmesi olarak takdim etmekte, adeta karı-koca geçimsizliğini gidererek onları uzlaştırmaya çalışan tarafsız hakem görüntüsü sergilemek istemektedir. Hâlbuki devlet ve onu temsilen hükümet, sorunun doğrudan ve tek muhatabıdır, tarafsız hakem olmadığı gibi, sorunun açıkça ezen-egemen tarafıdır. Sorun, karı-koca geçimsizliği değil, bunların yasalar karşısındaki eşitsiz konumudur. Sünniliğin devletin fiilen resmi dini olarak örgütlenmiş olması ve Alevilerin hem yasal çerçevede hem de fiilen baskı ve asimilasyona tâbi tutulması sorunudur.” (Oktay Baran, Alevi Çalıştayları ve Laiklik Sorunu, MT, Mart 2010)
Geçmişten bu yana devlet tüm olanaklarını Sünni inancını tüm topluma kabul ettirmek, Sünniliği tek meşru ve makbul inanış kılmak için kullanıyor. Bu despotik, dayatmacı ve asimilasyoncu zihniyet, bir yandan sorunun kaynağını beslerken bir yandan kitlelerden bu sorunları yok saymalarını, biat etmelerini, devlete sığınmalarını istemektedir. Kitleleri bu yolda ayrıştırmaya ve düşmanlaştırmaya çalışmaktadır.
İnkâr üzerine kurulu resmi politikanın ayrıcalıklı temsilcisi Görmez‘in “kırmızıçizgimiz” olarak tabir ettiği ikinci konu cemevlerinin caminin alternatifi, başka bir inancın mabedi olarak gösterilmesiymiş. Alevi örgütlerinin ve Alevilerin tüm tepkilerine rağmen, devletin onların ibadethanelerini cami olarak görme tutumu devam ediyor. Az buçuk demokrat olanlar, dinler, inançlar ve o inançların gerekleri söz konusuysa, o inançlara sahip olanların beyanlarını esas alır. “Senin ibadethanen cemevi değil, camidir” demek hiçbir kişinin, kurumun ve devletin haddine değildir. Görmez, bu sınırı fazlasıyla aştığı yetmiyormuş, devlet Alevilere olmadık zulümler yapmıyormuş gibi, Alevilerin kendi tarihlerine uygun şekilde, ocaklarının talepleri doğrultusunda özgürce kendi geleneklerini, kendi kültürlerini, kendi inançlarını yaşayabileceklerini söylüyor. Sanki lütufmuş gibi, üstten bir dille hem İslamın hem de hukukun onlara bu hakkı tanıdığını dile getiriyor. Oysa bu koca bir yalandır. Devlet Alevilerin inanç ve kültürlerine her fırsatta müdahale ettiği gibi, en temel demokratik taleplerini bile karşılamaktan uzak durmaktadır. En basitinden, zorunlu din dersi tahakkümü devam etmektedir; Alevilerin inanç ve ibadet merkezi olarak gördükleri cemevlerinin halen yasal statüsü yoktur vb.
Devletin dümenini eline alan, bu sözleri eden Diyanet İşleri Başkanına astronomik fiyatlı Mercedesleri layık gören AKP-Erdoğan devleti, Alevi açılımı yapacağını, sorunu çözeceğini iddia etmişti. Zaten AKP ve şefi Erdoğan, sorunu çözecekmiş gibi yapma, yanılsamalar yaratma ama hiçbir somut adım atmama konusunda hep ustaydı. AKP zihniyetinin bu tutumu şaşırtıcı değildir. Bu durum biriken sorunlar ve keskinleşen çelişkiler yaratıyor. Bu açıklamalar, bu zihniyet açıkça ayrımcılık yapıyor, kin ve düşmanlık yaratıyor. Alevi sorununu daha da büyütüyor. Alevi kitleler, zorunlu din derslerinin kaldırılmasını, Diyanet İşleri Başkanlığının tasfiyesini, Alevi köylerine cami yapılmasına ve imam atanmasına son verilmesini, atanan imamların geri çekilmesini, çocuklarının imam-hatip liselerine zorlanmamasını, karma eğitimin tartışma konusu yapılmamasını, cemevlerinin yasal bir güvenceye kavuşturulmasını, toplumsal yaşamda ayrımcı uygulamalara son verilmesini, Alevilere dönük katliamların dosyalarının yeniden açılıp tüm sorumluların yargılanmasını ve Madımak Otelinin müzeye dönüştürülmesini istiyorlar.
Oysa devlet ve Sünni entelijensiya ne yapıyor? Aleviliği kültürel ve sosyal bir mefhuma indirgemeye çalışıyor, Aleviliğin de Sünniliğe eşit düzeyde bir inanç olduğunu kabul etmiyor. Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılması talebini din düşmanlığı olarak göstermeye, Sünni halkı bu kurumun kalkanı haline getirmeye çalışıyor. Diyanet İşleri Başkanlığına devasa bir bütçe ayırıyor. Okullarda zorunlu din derslerinde ısrar ediyor. Eğitim sistemindeki değişikliklerle çocuklarının din dersi almasını istemeyen ailelere bile imam-hatipleri dayatıyor. Karma eğitimin gayri ahlâkî sonuçlar doğuracağı yalanlarını yayıyor. Alevilere dönük pogromlardan biri olan Maraş katliamının yıldönümünde protestocuların Maraş‘a girmesine izin vermiyor. O günleri hatırlatırcasına Alevilerin evlerinin işaretlendiği provokasyonlara imza atıyor. Madımak Oteli ile ilgili taleplerle açıkça dalga geçiyor. Alevi örgütleri Diyanet İşleri Başkanının açıklaması üzerine tepkilerini eylemlerle, suç duyurularıyla göstermeye çalışırken ayrımcı politikalar tam gaz devam ediyor. Diyanet‘e bağlı Din İşleri Başkanlığı internet sitesinden Alevilerle evlenilip evlenilmeyeceği üzerine gelen sorular üzerine Müslüman olmayanla evlenilmeyeceği şeklinde fetva veriyor.
Alevi toplumunun sorunları, böyle samimiyetsiz ve anti-demokratik tutumlarla çözülemez. Asimilasyoncu-dayatmacı yaklaşım Alevileri kendi talepleri etrafında daha sıkı kenetliyor. Alevi kitleler “devletin Alevisi olmayacağız” diyerek, demokratik hakları için, geçmiştekine göre çok daha güçlü ve örgütlü bir mücadele yürütüyorlar. Demokratik hak ve özgürlükler için yürütülen bu mücadelenin gelişmesi, hiç kuşkusuz Diyanet‘in ve devletin dayatmalarını boşa çıkarmanın da güvencesi olacaktır.

Ezgi Şanlı
13 Ocak 2016

Kaynak: Marksist Tutum


Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!
Copyright 2004-2018. Üzümbaba sitesi. All Rights Reserved
Uzumbaba Anasayfa