E

Ğ

E

R


İ

N

S

A

N


İ

S

E

N


Ö

L

M

E

Z

S

İ

N


K

O

R

K

M

A
Uzumbaba Anasayfa          istatistik
Üzümbaba Yorumlarımız



Zor,,,, ama,,,, Kurtulacağız....İNANIYORUM...

Avrupa Birliğine Türkiye gençlik aşısı yapacak mı?

AB bu yüzden 40 yılı aşan bu sevdaya evet demektedir. Bu sevdayı 40 yıldır Türkiye Cumhuriyeti özlemektedir. Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında yaşayan her kesim özlemektedir. ''Hayır, benim öyle bir sevdam olmamıştır'', diyen yalan söyler. Ama Avrupa da buna artık sevdalanmaya başlamıştır. Çünkü yaşlanmıştır, Emekli olmuştur, borsayla yaşamaktadır, dinamik iş güçleri zorlanmaktadır.

Türkiyede iş çevreleri, medya aracılığıyla avrupa sevdasını dile getirmiştir kırk yıldır.

Sağcı politikacılar, libareller olsun, tutucular olsun, milliyetçi(ırkçılar da dahil) akımlar olsun, dinci kesimler olsun, hepsi avrupa sevdasında birleşmişlerdir amaçlarında, seçim zamanlarında bazı din akımlı, milliyetçi akımlı partiler AB hakkında oy için yalan sözler verdikleri halde.

Solcu akımlar da AB için yanıp tutuşmuşlardır kırk yıldır.

Sosyal demokratlar, sosyalistler, hatta ve hatta komünistler bile avrupaya girebilmek için can atmışlardır.

İşçi sendikaları, işveren sendikaları, seksen(1980) öncesi devrimci işçi sendikaları, seksen sonrası türetilen sağcı, milliyetçi, dinci vs sendikalar, yozlaştırılan işçi sendikalar AB için yanıp tutuştular.

Güneydoğuyu ülke sınırlarından ayırmak için, sosyalizm adı altında bir kürt milliyetçiliği yaratarak, türk milliyetçiliğine taş çıkartan PKK, avrupa birliğine girebilmek için yanıp tutuşmaktaydı.

Türkiye sınırları içerisinde aklımıza hangi örgüt gelirse gelsin, hangi siyasal parti gelirse gelsin, hangi kültürel guruplar gelirse gelsin, hemen hepsi AB sevdasıyla yanıp tutuştu kırk küsur yıldır.

Bunları yadırgamak için anımsatmadım.

Her kesimin avrupayla bütünleşmesi için ayrı gerekçeleri vardı.

Ama avrupa bugüne kadar oyaladı Türkiyeyi. Dolaylı olarak sınırlarını Nato üyesi Türkiye ile masrafsız korudu. Nato Türkiyeyi yoksullaştırdıkça Avrupa yumuşak yatağında kendi iç demokrasisini geliştirdi. Deniyor ki, bir kez bu şans bize verildi. Yunanistan girerken biz elimizin tersiyle çevirdik.

Kendimizi kandırmaya alışığız biz.
....................
Şimdi gelelim bugüne.

3 ekim önemli bir tarihtir kabul edilsin ya da edilmesin. Bu tarihe geçecektir. İyi ya da kötü, avrupa tarihinde ve Türkiye tarihinde yerini alacaktır.

Türkiye AB'nin bir parçası olabilecek mi?

Onu bilemem, ama Türkiye yaşlı avrupa kıtasının bir parçasıdır yüzyıllardır Osmanlıdan beri.

Burada püf noktası şu: Türkiye Cumhuriyeti bir ''Anadolu medeniyetleri'' üzerine kurulmuştur. Felsefi olarak anadolu medeniyetleri topluluğunun, avrupa sömürücülüğüne ve de özeleştiri ile Osmanlı emperyalizminin yıkılması üzerine haklı savaşarak kurulmuş bir ülkedir.

Avrupa, ''Anadolu medeniyetler'' topluluğunun mantığın alabileceği kadar tutucu dev hıristiyan ve dünyanın en ırkçı kıtası sömürücü topluluğuna verdiği dersi unutamıyor kurtuluş savaşımızla.

Avrupanın yasaları ırkçılığı genelde yasaklıyor, ama teori ve pratik ayri şeylerdir. Avrupa halkı uzaklarda dünya halkıdır, ama içeride bambaşkadır.

Avrupa Türkiyeyle bütünleşmek zorundadır. Bunda herkes hemfikir. Hele hele bugünlerde avrupa birliği mecbur kalmıştır buna. Bu türk politikacılarının başarısı asla değildir. Politikacılar istedikleri kadar popülizm yapsınlar, gerçekleri yansıtmıyorlar. Bugünün iktidarında AKP var, bir başka politik parti de olabilirdi.

Avrupa sıkışmış vaziyettedir. Avrupa Berlin duvarı yıkıldıktan sonra kendini yenilemekte zorlanmıştır. Güçlerin hesabını yapmakta gecikmiştir. Sovyet bürokrasisinin yıkılışını bayram ederken, kendileri demokrasi içerisinde büyük bir bürokrasi kurarak demokrasi zedelemelerine gitmişlerdir.

Bugün avrupa birliği demokrasiden bahsetse bile büyük bir bürokratlar birliğine dönüşmüştür.

İşçi sendikaları çökmüştür.

İşveren sendikaları temsilcileri hükümetler aracılığıyla AB'de en büyük güce dönüşmüşlerdir. Tüm kararlar işverenlerin piyasalarına göre verilmektedir. Halkı temsil eden medyalar büyük güçler tarafından hisseleriyle karmançormana çevrilmiştir.

Bugünlerde dünyada pek ekonomik krizler yaşanmadığı için bu veriler masa altına yatmaktadır. Gelecek on yıl, yirmi yıl neyi gösterecek, yaşayacağız.

Burada vurgulamak istediğim konu, şu sıralar avrupanın sıradan halkı,
ohhh ne güzel,,,

Alanya çok güzel, çok ucuz, tatilimi yine gelecek yıl Alanyada geçireceğim.
.....................
Onların açısından bulunmaz fırsat.

Kendi ormanlarına, göllerine, ırmaklarına erkeksen gir de s..ç?

Bankalardan alacakları kredilerle bir de yazlık daire Marmariste, Antalyada, Alanyada!
Oh OHH!

Bunlar aldatmaca yaklaşımlar.. Türkiye çok güzel... sahiller çok güzel.. Alanya çok güzellll!
.................................
Avrupa birliği tam ticari düşündü 3 ekim tarihini.

Son dakika ve son saniyelerin hesabını yaptı bürokratik kurnazlıkla.

Her sıradan ticarette yapılanı yaptı avrupa. Karşına sakın düşünme payı verme, taktiği.

Ama kendi alışverişlerinde bir taktikleri vardır, aynen tüketici haklarını koruma gibi:

''alışverişlerinden vazgeçme süreci''

Yani, bir malı alıp getirirsin, sonradan tüh bee, dersin, ben bunu istemiyordum, neyse ki örneğin onbeşgün içerisinde malı geri bırakabilirim....Uyanık kapitalizm Türkiyenin bu şansını elinden almak için 3 ekimi çok kurnazca kullanmıştır.

Konunun en başında anlattığım gibi değişik kesimlerin avrupaya bir an önce girelim de ne olursa olsun tezini hükümetimiz çok iyi bir kurnazlıkla halktan kaçırarak bir tiyatro örneği türkiyedeki anadolu kültürlerini temsil adına imzalamıştır AB müzakerelerini.

Avrupada yaşayanlar çok iyi bilirler ki, bundan çok çok daha değersiz konularda bile ülkeler bir konuya karar vermeden önce haftalarca, aylarca tüm ülke çapında konu hakkında halka bilgi verme açısından kuruluşlar yarış etmektedir. Batı, yani avrupa kapitalizm demokrasisi bu temellere kurulmuştur. Burada tüm dünya insanlarını ilgilendiren konular masa altı edilir(eğer kendi çıkarları sözkonusu ise o an), sadece kendi toplumunun insanları ön plana alınır ülke kapitası açısından, bu yönde bilgiler diğer bilgileri boğar, bastırır bir açıda.

Antlaşma sağlayacağı karşı tarafa da olabildiğince düşünme payı vermemeye çalışır. Veriyormuş görüntüsü verir sadece

3 ekim olayı gerçekten bunu doğrulamıyor mu?

Çerçeve belgesi böyle kurnazlıkla halledildi. Avrupalıya son saniye antlaşması imzalatamazsınız, asla!

Mutlaka düşünme payı ister hata yapmamak için.

Demokratik avrupa şunu diyemez miydi:

''Türkiye kararımızda sizi geciktirdik, çerçevede sorunlar yaşadık, sonunda anlaştık, ama bu büyük olayda Türkiyeye de çerçevemizi okuyup sindirebilmesi için size bir hafta süre veriyoruz.'', gibi.

Pekala yapabilirlerdi. Ama onlar bunu taktik yaptılar, bizim hükümetimiz de bu taktiğe önceden uyarlanmış görüntüsü verdi.

''Emir büyük yerden''.
 
Çok sakin, mağrur, sinirlerine hakim olan bir taraf görüntüsü, güya.

Türkiye Cumhuriyeti hükümeti her ne kadar 3 ekimi büyük bir başarı olarak halka sindirmeye çalışsa bile, Avrupanın ve de dolaylı olarak ABD'nin başka çaresi yoktur bugünün aşamasında(Uzakdoğudaki yapılanmaya gözatalım).

Türkiye Cumhuriyeti hükümeti bu olanağı yine en aza indirgeyerek AB ile uzlaşmayı gölgelemiştir, Anadolu kültür beşiğini zedelemiştir.

''Koalisyon hükümeti değiliz ki sizin mutabakatınızı alalım, siyasi sorumluk bizde'' Dışişleri bakanı A. Gül.
Burada dikkat çekici bir şey daha vardı: ABD medyasında Fethullah Gülen propagandası yapıldı 3 ekimin hemen arkasından. Tesadüf mü acaba? Anadolu kültürünü Fethullah Gülen mi temsil ediyor AB için? Belki bir örnek vermek istediler çağdaş müslümanlık için?

Avrupa demokrasisine girmek için müzakereler başlamıştır. Avrupa Türkiyeyi içine sindirebilmek için uzun bir süre isterken kendi içinde yapamayacağı bir demokratik dışı olayı Türkiyeye yaptırtmıştır, 3 ekim oldubittisi.
 
Ama yine de halkların bir bölümü açısından 12 eylül gibi bir kara leke yaşayan, bu kara lekeyi de alnından silip atamayan bir ulus için bu da hiç yoktan iyidir, diyebilecek miyiz?

AB'ye girmek ya da girmemek önemli değil asıl olan, asıl olan 50 yıldır canımızı yiyenlerden acaba kurtulabilecek miyiz?
 
Zor,,,, ama,,,,

Kurtulacağız....

İNANIYORUM...

Zehire panzehir..

On, onbeş yıl sonra ne olur kestirilemez ama, burada bir tahmin yürütecek olsam, bence yirmi, yirmibeş yıllık bir süreçte avrupa birliği kanımca bir durumda üçe bölünecek gibime geliyor. Üçlü bölge ittifakları da denebilir buna. Bir tür uluslarüstü federasyon denebilir.

Delilik demeyin buna.. Biz belki göremeyiz ama görenler yaşayacak. Kültürler sadece bankacılık, sigortacılık ve borsayla ne kadar yaşayabilir?

Yaşlılık belirtisi: Bankacılık, sigortacılık,borsa oyunları.

Diğer kültürler de uyanıyor artık...

8 ekim/2005
 
Üzümbaba

Valid XHTML 1.0 Transitional  Valid CSS!
Copyright 2004-2016. Üzümbaba sitesi. All Rights Reserved
Uzumbaba Anasayfa