E

Ğ

E

R


İ

N

S

A

N


İ

S

E

N


Ö

L

M

E

Z

S

İ

N


K

O

R

K

M

A
Uzumbaba Anasayfa        uzumradyo
   istatistik
Üzümbaba Yorumlarımız


''SANSÜRCÜLÜK'' SÖZLÜ EDEBİYATA İŞLEMEZ

Sansürcülerin tarih boyu çaresiz kaldıkları tek şey:

bireysel idamları,
toplumsal katliamları,
korku ve vahşetle tehdit ve ürkütücü yöntemleri,
insanlığın nefretle anacağı şantajları,
daha neler ve neler....
ile,
asla durduramadıkları...

Halkın sözlü edebiyatıdır.

Evrenimizde yaşayan insanoğlu ezmeye ve ezilmeye karşı başkaldırılarını en etkili silah
olan sözlü edebiyatla verir. sözlü edebiyat için bir kıvılcım tutuşması yeter.

Sansürcü, yazılı edebiyatı sansürledikçe yazılı edebiyat sözlü edebiyata kayar, orada
yoğrulur, orada olgunlaşır ve orada kısa sürede toplumun bağrına sığmaz olur. Dağlara,
ovalara, deryalar ötesine yol alır, yetmez, evrenin her yerine uzanmaya başlar. Uzayda
ulaşamayacak yer bırakmaz kendine. Yıldızlar ötesine güneşin parıltısını yanına alarak efsaneleşir.

Sözlü edebiyat başkaldırısını kansız verir, silaha ihtiyaç duymaz. Ama silahla tarih boyu sansürcüler tarafından vurulur, sakat bırakılır, öldürülür ama asla tüketilemez. Aksine büyüdükçe büyür.

Bir kızılderili atasözü gibi 'UIu Ruh’un keIimeIeri meşe yaprağı gibi sararıp düşmez, çam yaprağı gibi iIeIebet yeşiI kaIır'. İşte halkın sözlü edebiyatı da buna benzer.

Hele hele çağımız teknolojisinde sözlü edebiyata bir de internet dünyasını katınca sansürcülük teknikleri çaresiz kalır. Kalıyor da. Ama ne hikmetse yönetimi ellerinde bulunduranlar sorunlara temelden eğilip halkın ne istediğine kulak asarak çözümler arayacağına, kendi çıkarları uğruna kestirme yol olan sansürcülüklerini inatla sürdürüyorlar.

Başarılı olamadıklarını, olamayacaklarını kendileri de biliyorlardır, ama ne kadar
makaslarsam o kadar daha zaman kazanırım,
mantığını bir türlü bırakmıyorlar.

Şu sansürcüler ünlü Bektaşi fıkrasını dinleyebilseler:

-Baba Erenler, sizler için kerametli diyorlar. İsterse ağacı bile ayağının yanına getirir,
diyorlar. Bize de gösterin de biz de görelim.

Kendisi ile alay edilmek istendiğini fark eden Bektaşi, sofuya bir ders vermek gerektiği
düşünür ve ağacı çağırmaya karar verir.

-Ağaç gel, der, ama ağaçta hareket yok.

-Ağaç gel, der, ağaç yine gelmez.

-Ağaç gel, der, üçüncü çağırışında da ağaçta hareket yoktur. Bunun üzerine Bektaşi ağacın
yanına gider ve der ki,

-Eğer ağaç bize gelmezse biz ağaca gideriz.

''Yarası olan gocunuyor'', değil de nedir bu?

10 şubat /2014

Üzümbaba



Valid XHTML 1.0 Transitional  Valid CSS!
Copyright 2004-2016. Üzümbaba sitesi. All Rights Reserved
Uzumbaba Anasayfa site ekle