E

Ğ

E

R


İ

N

S

A

N


İ

S

E

N


Ö

L

M

E

Z

S

İ

N


K

O

R

K

M

A
Uzumbaba Anasayfa        uzumradyo
   istatistik
Üzümbaba Yorumlarımız


Toplumun felsefesi köreltilmiş

Kolay değil.

Biraz dağınık olacak belki, ama düşünceler de hep içte kalacaksa, bir işe yaramayacaksa o düşünceden değişik düşünceler üretilemez. Kısır döngü olarak beyin hücrelerine zarar vermeye başlar. Düşünceler dışa vurmadığı sürece beyin üretimi yapılamaz.

Eşeğin önüne ayni uzaklıkta ot konur, eşek de çok açtır, bir an önce karnını doyurmak zorundadır. Ancak ayni uzaklıktaki iki ot yığınına baka baka acından ölür, çünkü hangisine gidip yiyeceğine bir türlü karar veremez, diye okul çağlarındayken bu deneyi bize okutmuşlardı.

Felsefe, dünyada ilk bilim olarak bilinir. Felsefesiz bir bilim dalı asla düşünülemez. Beyin sürekli düşünerek felsefe yapar. En iyimserlikten en tehlikesine kadar... Bilgiyi arar, sürekli arar, peşinden koşar, kovalar, bulur, yine doymaz, daha üst bilgilere ulaşmaya çalışır...

Felsefe bütün anabilim dallarının başlangıç noktasıdır. Keza matematiğin de...

Bir çocuğa 10-3-5, geriye ne kaldı diye sorarsın. Çocuk afallar, hiç bir şey anlamaz. Çünkü daha önce hiç böyle bir soruyla karşılaşmamıştır. Bilemez. Ama kafasında bir takım sorular belirlenir, bu nedir, diye öğrenmek için sormaya başlar. İlgisini çekmiştir. Ancak beyin hücreleri henüz gelişmemiştir, öğrenim dönemindedir. Meraklanır, sürekli sorar, baba, anne, bu ne demektir, diye sormaya devam eder. Çocuğun, o
sorular artık ilgisini çektiğinden dolayı beyin hücreleri o soruyu sevmeye başlamıştır, sürekli sorması bir yanıt aramasından dolayıdır.

İlgisini çekmezse unutur gider...

Çocuk, 1`den 10`a kadar saymayı daha önceden öğrenmiştir. Ama daha ilerisini bilmez, ancak öğrenme isteği var ise sorunun ne anlama geldiğini sormaya devam eder. Eğer anne ya da baba, bu matematik sorusunun yanıtını 2 olarak söylerse, çocuk bundan mutlu olmaz, bu sefer de, niye 2, diye sormaya devam eder.

Birgün gelir, üç arkadaş oyun oynarlar, çocuğun elinde on misket vardır. Bu misketlerin üçü diğer çocuğun, beşi de öteki çocuğun eline geçer. Çocuk elinde kalanlara bakar, iki misket kalmıştır. O zaman yavaş yavaş anlamaya başlar ki 10-3-5=2 edermiş. Bu ortamı çocuğa anne baba hazırlamıştır. Eğer sonucu araştırmadan papağan gibi deselerdi ki 2 eder, çocuk bundan birşey anlamayacaktı, sürekli hazır sonuçları öğrenecekti anlamadığı halde.

Çocukluğumuzda az papara yemedik kerat cetvelini ezberleme konusunda. Sadece ezberle... Bir üst sınıfa geçtiğinde ezberlediğini unutmuştursun, haydi silbaştan, kerat cetvelini ezberleyeceksin yine... Bir üst sınıfa
geçtiğinde sonuç ayni.

Düşünce yeteneğin köreltilmesi buna denir.

Türkiye`de yüzyıllardır, Osmanlı dönemi dahil, ezberleyeceksin, unutacaksın, yine ezberleyeceksin, yine unutacaksın.... Yine ezberleyeceksin.

Sormayacaksın, soruşturmayacaksın, araştırmayacaksın... Bırakacaksın onu üst sınıflar yapsın. Onlar sana sonucu söyler, onunla yetineceksin.

Körlüğe devam...

Burada Mustafa Kemal Atatürk dönemini ayrı tutmak gerekiyor, O bir Başöğretmen´di, bunu tüm dünya bilir, düşman da olsalar, ona bilimsel anlamda saygıyla eğilirler.

Hepsi bu...

Bugün Türkiye felsefi anlamda  devrimini bir türlü yapamamıştır, yaptırılmamıştır. Kısa vadede ezberci, sorgusuz sualsiz biatçı kültürü ülkeyi bataklıklardan bataklıklara sürüklemeye devam etmektedir. Bataklıklardan kurtulma çabaları bir yana, yeni bataklıklara sürüklenmektedir.

Türkiye tarihinin en büyük, en iğrenç, iğnelerini batırdıkça toplumu felç etmeye devam eden 12 eylül 1980 bataklığını kurutma çabaları bir yana, kuzulaştırma ve uyuşturma politikaları devam etmektedir. Arada topu topu bir avuç sözde aydınlar kendi pozisyonları bozulmasın da, boşvercilik devam etmektedir.

Hırsızlık legal...
Soygunculuk, yağmacılık legal...
Din yobazlıkları tavan vurmuş, legal...
Tabela üniversiteler legal...
Sorgusuz sualsiz biat kültürü legal...
Ortaçağ vahşi kültürüne özenti legal...
Kadını ortaçağ bataklığına sürüklemek legal...
Çocuklarımızı dokuz yaşına gelmeden sen artık yetişkinsin legal...
Dini, meshebi, dili, ırkı kalın çizgilerle ayırmak legal...
Ağacılık, ağaçsızcılık, mafyacılık vs legal...
İnsanlarımızı, çocuklarımızı, evcil hayvanlarımızı sokaklarda vahşice ezmek legal...
Vesaire vesaire hepsi legal...

Hiçbirşey bilmediği halde profösörlük legal...

Paramparça olup, kan emen emperyal sömürücülerin kucağına düşmek legal...

Peki, ne yasak bu ülkede?

Felsefe kesinlikle yasak... Düşünmeyeceksin, düşündürmeyeceksin...

Aman haaa...

Bilgiye koşmak kesinlikle yasak...

Biat edeceksin:
Dinimiz bunu emrediyormuş,
Kültürümüz bunu emrediyormuş,
Saygı bunu emrediyormuş,
Empeyallerin kucağına düşmek bunu emrediyormuş,

Düdüklenmek dahil...

Halk zaten bulaşıcı sivrisinek sokuntularıyla uyuşturulmuş. Hiçbirşey umrunda değil, ağaların, beylerin, paşaların, soyguncu entel bozuntuların peşinden gidin, en mutlu sizsiniz...

Merak etmeyin, bu boşluğu emperyallar doldurur...

Sizi daha da mutlu eder...

Haa, bütün bunların sorumluları kimler acaba?

Dünün emici canavarları bugün masum,
Bugünün masumları yarın canavar,
Yarının canavarları öbürgün yeniden masum
...

Kısır döngüye devam...

Parsel parsel eylemişler dünyayı
Bir dikili taştan gayri nem kaldı
Dost köyünden ayağımı kesmişler
Bir akılsız baştan gayri nem kaldı

(Mahzuni Şerif)

Bu akılsızlık devam ettikçe...

Hiç kimse masum değil... Herkes suçlu...

Çıkın şimdi işin içinden...
.....

Yaratıp da, çok eleştirdiğiniz bugünlerdeki o şaşalı(?) Ak Saray'a yeniden biat etmeye devam ederseniz hiç şaşmam.

Sokak felsefesinden vazgeçin, gerçek bilimsel felsefeye dönün, diyeceğim ama...

Gelen gideni aratmaya devam ediyor...

Sahi, kimin eli, kimin cebinde?

Üzümbaba
9 kasım 2014


Valid XHTML 1.0 Transitional  Valid CSS!
Copyright 2004-2016. Üzümbaba sitesi. All Rights Reserved
Uzumbaba Anasayfa site ekle