'Açılım,
süreç, Suriye üçgeninde Aleviler' dizisinden 5(5).bölüm
Beşikten mezara kadar ayrımcılık
CHP’li Erdemir: Alevilere yönelik mezhepçi nefret
söylemi hayatın her alanında görülüyor.
‘Nefret
için değil özgürlük için örgütleniyorlar’ CHP Bursa
Milletvekili, Doç. Dr. Aykan Erdemir’in
Türkiye’nin 14 ayrı ilinde yürüttükleri bir AB projesinde,
Alevilerin okulda, işyerinde, kışlada, mahallede, işyerinde ve
kamu kurumlarında yoğun bir ayrımcılık yaşadıklarını tespit
ettiklerini söyledi. “Aleviler öldüklerinde bile ayrımcı
uygulamalardan kurtulamıyor” diyen Erdemir, katliam ve
baskıların Alevilerde nefret değil, hak ve özgürlükler için
dayanışma ve ittifaklara yönelten bir etki yarattığını söyledi.
CHP Bursa Milletvekili, Doç.Dr. Aykan Erdemir’in
Alevilere yönelik ayrımcılıkla ilgili araştırmaları var.
Erdemir, açılım, süreç, Suriye üçgeninde Alevilerin durumuyla
ilgili sorularımıza şu yanıtları verdi:
- Alevi deyince akla sosyal demokrat, solcu, muhalif,
mağdur ve folklorik olarak da cem, semah görüntüleriyle
özetlenebilecek bir kimlik geliyor. 21. yüzyılda kentleşmeyle
birlikte Alevilerle ilgili bu algı değişiyor mu? Değişmeli mi?
Göçle birlikte Türkiye’de ve dünyada yeni Alevi özneler
oluşuyor. Kentlerde Aleviliği yaşamanın yeni biçim ve pratikleri
ortaya çıkıyor. Kentli, sınır aşan, yazılı ve çevrimiçi Alevilik
deneyimleri kırsal, yöresel, sözlü ve çevrimdışı Aleviliğin
kadim öğretilerinin yeni ve genç anlatıları her geçen gün daha
da görünür oluyor.
- Aleviler katliamlar, mağduriyetler üzerinden bir
birliktelik mi kuruyor? Bir anlamda Ermenileri ya da hatta belki
Yahudileri çağrıştıran bir kimliğe, aidiyete tutunma hali mi söz
konusu?
Katliam tarihçeleri ve mağduriyet anlatıları Aleviler için
birleştirici bir rol oynuyor. Fakat bu mağduriyetlerin
hatırlanma biçimleri “dışarıda” sorumluları ötekileştirmekten
çok “içeride” topluluk kimliğini ve dayanışmayı güçlendirmeye
yönelik. Bu yönüyle de tepkiyi harekete geçirip nefreti
güçlendiren değil hak ve özgürlükler için ittifaklara
yönlendiren bir nitelik taşıyor.
- Alevilere karşı ayrımcılıkla ilgili bir çalışmanız da
oldu. Bugün belli başlı hangi konularda ayrımcılık var?
Türkiye’nin 14 ayrı ilinde yürüttüğümüz bir Avrupa Birliği
projesinde gördük ki Alevi yurttaşlar beşikten mezara ayrımcılık
mağduru oluyorlar. Hatta öldüklerinde bile kurtulamıyorlar çünkü
cenazeleri ayrımcı uygulamalara maruz kalıyor. Okulda,
işyerinde, kışlada, mahallede, işyerinde ve kamu kurumlarında
yoğun bir ayrımcılık yaşanıyor. Mezhepçi nefret söylemi ve
ötekileştirme ülkemizde çok yaygın. Belki de artık araştırılması
gereken konu Alevi yurttaşların ayrımcılık mağduru olmadığı
istisnai mekân, kurum ve süreçler.
- AKP, Aleviler konusunda neden bir türlü adım
atılmıyor?
AKP’nin son derece başarısız Alevi açılımı girişimi gösterdi ki
Alevilik söz konusu olduğunda AKP’nin mezhepçi doktrini ve
siyasi pragmatizmi çatıştığında kazanan doktrin oluyor. “Alevi”
ötekiler, Sünni muhafazakâr kimliğin inşası ve mobilizasyonunda
anahtar rol oynuyor. Bu nedenle de Aleviler AKP için tüm diğer
inanç toplulukları içinde eşit hak ve özgürlüklere sahip
bireyler olarak kabul edilmesi en zor topluluk oluyor.
- Çözüm sürecinde Öcalan’ın açıklamalarıyla Türk-Kürt
İslam sentezi değerlendirmeleri yapılmaya başladı. Yeni
ittifaklar kuruluyor, Aleviler bunların neresinde?
Bir inanç topluluğu olan Aleviler, diğer tüm inanç toplulukları
gibi, farklı dil, kültür, etnisite ve siyaset çeşitliliğini
barındırıyor. Aleviler arasındaki bu farklılıklara rağmen mesele
temel hak ve özgürlükler olduğunda, Aleviler bir başka
topluluğun hakları pahasına taktiksel ve pragmatik ittifaklarla
günü kurtarma manevralarına hep soğuk baktılar. Aleviler
muktedir olma derdinde değil. Kendini muktedir sananların Alevi
olsun ya da olmasın diğer insanlar üzerinde tahakküm kurmasının
karşısındalar. Kısacası Aleviler birinci sınıf vatandaş olmak
istemiyorlar, sadece bu ülkede kimse ikinci sınıf vatandaş
olmasın istiyorlar.
Banaz, zulme direnen Pir'in ve Madımak'ta yitirilen 35
canı bağrına basmış
Pir Sultan’ın arkasında 35 güvercin
Sivas’ta utancın müzesi yok; ama Pir Sultan Abdal’ın köyü
Banaz’da katledilenlerin Yıldız Dağı’na karşı heykeli, anıtı
var. Banazlılar, Osmanlı düzenine başkaldırıp asılan halk ozanı
Pir Sultan Abdal’ı dev bir heykelle, Sivas’ta diri diri yakılan
canları da 35 güvercin anıtıyla selamlıyorlar.
Banaz halkı, köylerinde yaşamış Pir Sultan Abdal’ı yaşatmak için
çalışıyor, mücadele ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Sivas Şubesi Başkanı Hidayet Yıldırım, bizi her yıl geleneksel
etkinliklerin düzenlendiği Banaz’a götürüyor. 24. Geleneksel Pir
Sultan Abdal şenlikleri bugün başlıyor, yarın da devam edecek.
Duvarlarda, ağaçlarda Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim
Vakfı’nın şenlik afişleri var. Musa Eroğlu, Yusuf Gül, Nilüfer
Sarıtaş, Selahattin Akarsu, Hikmet Karadeniz-Ahmet Mercan, Üç
Çınarlar, Mine Kuş ile Banaz Köyü Yaşlılar Semah Grubu ve Tokat
Turhal Ulutepe Semah Topluluğu ziyaret tepesinde olacak. Ayrıca,
“muhabbet ve söyleşi”ler de var.
Banaz’da her adımda Pir Sultan Abdal var. Evi, adına yapılan
çeşme. Çeşmenin üzerinde Pir Sultan’ın “Dönen dönsün ben
dönmezem yolumdan” sözleri. Köyde sokaklarda dolaşırken
“Kuşatılmış Bir İnancın Tarihi Alevilik” gibi kitapları bulunan
Murtaza Demir’le karşılaştık. Demir, “Kızılbaşlıkta Pir
Sultan’ın direnç damarı”na vurgu yaparken, Hidayet Yıldırım da
“Bu köyde yaşayanlar 12 Eylül’den sonra çok işkence gördü” diye
darbe dönemi acılarını anımsatıyor.
Köyün içinde çok sayıda Avrupa’da yaşayan Alevi yurttaşla
karşılaştık. Köylerine, kültürlerine sahip çıkıyorlar.
Hollanda’dan gelen Gültekin Bey, Yavuz Sultan Selim zulmünden
kaçanların buralara sığındıklarını anlatırken, 3. köprüye Yavuz
Sultan Selim adının verilmesine isyan ediyor. Köyde şenliklerin
hazırlıkları sürerken, cemevinde bir semah gösterisi de
izliyoruz. Arkasından ziyaret tepesine çıkıyoruz.
Heykelin yapım süreci
Pir Sultan Abdal’ın isyanını, direnişini, ilenişini simgeleyen 8
metrelik dev heykel çok etkileyici. Cahit Koççoban’ın yaptığı
heykelin üzerine ziyaretçiler dileklerini yazmış, önündeki
çalılıklara çaputlar bağlanmış. Heykelin üzerinde “2 erkek, bir
kız ver, hayırlısından” benzeri yazılar gülümsetiyor. Bu
heykelin yapım sürecini öğrendiğimizde -Gezi Parkı eylemlerini
anımsayıp- yüzümüz gülüyor, yüreğimiz şenleniyor. Bakın, Cahit
Koççoban nasıl anlatmış heykelin yapım sürecini:
“Bir ay süren tasarı çalışmaları sonunda üç önerinin maketini
hazırlayıp önce Sivas’ta sonra Banaz’da halkın beğenisine
sundum. Sivas’ta üç gün sergilendi. Şimdi uygulaması yapılan
beğenildi. Daha sonra Banaz’da köylülerin tümü aynı tasarıyı
seçtiler. Bu tasarıda Pir Sultan Abdal’ın başını göğe kaldırıp,
ilenişi yazgısına isyanı, koyup gittiklerine yakınışı, ölüme
direnişi simgeleşmiştir. Diğer tasarılarda sazı kucağında
oturmuş, uzaklara bakan bir Türkmen kocası elinde bir gül
tutuyordu. İkincisi sazını dizlerine tutmuş, başını göğe
kaldırmıştı. Tüm köylülerle birinci tasarıda karar kıldık.
Ertesi gün çalışmalara başlamak üzere iş bölümü yaptık.(...)
Uzun ve yorucu çalışmadan sonra temmuz ayı ortalarında anıt
bitti. 8 metre boyunda siyah bir kütle kayaların arasından
göklere doğru yükseliyordu. İskeleyi yıktık. Tüm dağda olan
insanlar birbirlerine sarıldı, kutladı. Göz yaşartıcı,
gönendirici bir andı. Tek tek gruplar halinde genç yaşlı
köylüler dağa doğru tırmanıyorlardı. Köyün hocası yıldırım
çarpmasın, yıkılmasın diye içtenlikli bir dua okudu. Yaşlı
kadınlar yüzünü merak ediyorlardı. Yüzü görünmeyecekti. Öyle
tasarlamıştım. Ozanın sureti herkesin imgesinde nasılsa öyle
kalsın istedimdi.”
Aynı tepede, aynı sanatçı tarafından yapılan bir de “Sivas
Şehitleri Anıtı” var. Anıtta 35 rengârenk güvercin var ve
altlarında Nâzım Hikmet’in dizeleri: “Sen yanmasan, ben
yanmasam, biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.”
PSAKD aracı hedef alındı
Alevilere bıçaklı sopalı saldırı
Ataşehir Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne (PSAKD) ait araç,
Kartal Adliyesi yakınlarında taşlı, sopalı saldırıya uğradı.
Araca saldıran grubun tekbir getirerek “Bütün Alevileri
öldüreceğiz” şeklinde bağırdıkları belirtildi.
PSAKD Ataşehir Şube başkanı Metin Arslan ve şöför Mahmut Aktaş,
dün öğlen saatlerinde Taksim Gezi Parkı olayları sırasında
yaralanan yurttaşların haklarını savunmak için Kartal Anadolu
Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunmaya gitti. Çağlayan
Adliyesi’ne yönlendirilen Arslan ve Aktaş’ın içinde bulunduğu
PSAKD aracına, Kartal Cevizli’de arkadan bir beton firmasına ait
kamyon çarptı. Kamyondan inen şoför, ikiliye küfür ve hakaret
ederken Kartal İlçe Müftülüğü ve camii çevresinde bulunan 40-50
kişilik grup da bıçak ve sopalarla şube başkanı ve şoförü linç
etmek istedi. Polisin olay yerine gelmesiyle grup dağılırken
Arslan ve Aktaş yaralı olarak Kartal polis merkezine götürüldü.
Kamyon şöförü gözaltına alınırken diğer saldırgan gruptan kimse
gözaltına alınmadı. Arslan ve Aktaş gittikleri hastaneden
aldıkları darp raporuyla suç duyusunda bulundu. Arslan
“Saldırının Başbakan’ın ‘yüzde ellisini evlerde zor tutuyoruz’
açıklamasının ardından Alevilere karşı başlatılan linç
kampanyasının devamıdır. Saldırganlardan bir kişi bile gözaltına
alınmadı” dedi. Saldırının bölgede inşaat yürüten bir müteahhit
tarafından organize edildiğini belirten Arslan, gerekli
bilgileri savcıya ilettiğini kaydetti. Olayın ardından sözkonusu
beton firmasının genel müdürünün kendisini aradığını da kaydeden
Arslan, müdürün özür dilediğini ve kamyon şöförünün iş akdinin
feshedildiğini söyledi.
PİR SULTAN anılıyor
Banaz’a kültür akını
Pir Sultan Abdal Kültür ve Anma etkinliklerinin 24.’sü Pir
Sultan Abdal’ın doğduğu Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz
köyünde bugün başlıyor. Hafta sonu sürecek etkinliklere Musa
Eroğlu başta olmak üzere pek çok sanatçı da destek veriyor. Pir
Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı’nın organize ettiği
etkinliklere Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, İstanbul, Ankara
Banaz Köylüleri Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği, Kartal
Cemevi Vakfı, Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu ile Ankara
Hacıbektaş Eğitim ve Kültür Derneği destek verdi. Bu yılki
etkinliğe İstanbul, Ankara, Tokat, Çorum, Sivas ve ilçelerinden,
çevre köylerden katılımın yoğun olacağı belirtilirken Eroğlu,
Yusuf Gül, Nilüfer Sarıtaş, Mine Kuş, Hikmet Karadeniz, Ahmet
Mercan, Selahattin Akarsu’nun da aralarında bulunduğu pek çok
sanatçı da etkinliklere katılacak. Anma etkinlikleri kapsamında
İsmail Şimşek, Hüseyin Gazi Metin, İsmail Kaya, Ozan
Çatalyürek’in katıldığı söyleşi ve bu yıl 4.’sü gerçekleştirilen
Âşık Deryani şiir yarışması ödülleri verilecek. İki gün sürecek
etkinlikte Tokat Turhal Ulutepe Semah Topluluğu ile Banaz Köyü
Yaşlılar Semah Grubu gösteri yapacak.
Alevi örgütlerinden miting
Ötekileştirmeye karşı Kadıköy’e!..
Alevi örgütleri, AKP’nin kendilerini dışlayan ve nefret söylemi
içeren politikalarına karşı Kadıköy İskele Meydanı’nda pazar
günü miting düzenleyecek. Siyasi iktidara bir kez daha
seslenecek olan Aleviler, başta 3. köprüye verilen Yavuz Sultan
Selim adının kaldırılması için inkârcı ve asimilasyoncu
politikalardan vazgeçme çağrısı yapacak.
Alevi Bektaşi Fedarasyonu (ABF) bileşenleri ve Pir Sultan Abdal
Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubesi tarafından 2 Temmuz
1993’te Sivas’ta katledilen aydın ve yurttaşları anmak ve 3.
köprüye verilen Yavuz Sultan Selim adına tepki göstermek
amacıyla Kadıköy’de yarın miting düzenleyecek. Saat 15.00’te
Söğütlüçeşme ve Numune Hastanesi önünde toplanarak Kadıköy’e
yürüyecek Alevilere, çeşitli siyasi parti ve sivil toplum
örgütleri de destek verecek.Saat 17.00’de başlayacak mitingde
CHP Milletvekili Sabahat Akkiraz ve sanatçı Arif Sağ da türkü ve
deyişlerini seslendirecek.
BDP’li Sebahat Tuncel kendisini, ‘Kürt Alevisiyim,
sosyalistim, feministim’ diye tanımlıyor
‘Erdoğan’ın dili mezhepçi’
*Sebahat Tuncel, Öcalan’ın mesajının bazı
çevreler tarafından Kürt ve Alevi hareketini birbirinden
uzaklaştırmak için manipüle edildiğini savundu. AKP’nin Alevi
açılımını, kontrol altına alma, engel olmaktan çıkarma çabası
olarak değerlendiren Tuncel, Erdoğan’ın Reyhanlı saldırısına
ilişkin sözlerini de ‘ayrıştırıcı, çatıştırıcı bir dil’ olarak
yorumladı.
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel,
kendisini “Kürt Alevisiyim. Etnik olarak Kürt, inanç
olarak Aleviyim.
Bütün öteki kimlikleri üzerimde taşıyorum. Kürt, Alevi,
kadın, sosyalist, feminist...” diye tanımlıyor. Kimlik
politikası eleştirilerine “Bu ülkede bir kimlik ezildiği
için bu sorunlar yaşanıyor, kimse durduk yerde, kimlik siyaseti
yapayım demiyor” karşılığını veriyor. Öcalan’ın Nevruz mesajında
Alevilerin dışlandığı eleştirileriyle ilgili olarak şu
değerlendirmeleri yapıyor: “Kürt hareketiyle yakınlaşan Alevi
hareketini birbirinden uzaklaştırmaya yönelik özel bir politika
olarak, bir kesimi manipüle etmeye yönelik yorumlar yapılıyor.
Sayın Öcalan daha sonra Avrupa’daki Alevi konferasına gönderdiği
mesajda net olarak ifade etti.
Kürt hareketinin Alevilere karşı bir tavrı olmamıştır, aksine
hak ve özgürlük mücadelesi konusunda çok net tavır almıştır.
Türk-Kürt-Sünni ittifakı yorumları da doğru bir yaklaşım değil.
‘İslam kardeşliği’ lafı üzerinden manipüle edildi. Sayın Öcalan
mesajında, ‘Türk halkı bilmeli ki, Kürtlerle bin yıla yakın
İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları, kardeşlik ve dayanışma
hukukuna dayanmaktadır. Gerçek anlamında bu kardeşlik hukukunda,
fetih, inkâr, ret ve imha yoktur, olmamalıdır’ diyor. Bu, bir
gelecek tasavvuru olarak yorumlandı. Kürt özgürlük hareketinin
gelecek tasavvuru daha özgürlükçü, daha eşitlikçi, daha seküler
bir toplum yapısıdır. ”
Sebahat Tuncel, “Devletin ‘açılım’ dediği Alevileri kontrol
altına alma, engel olmaktan çıkarma yaklaşımıdır” derken, Yavuz
Sultan Selim köprüsü tartışmalarıyla ilgili olarak “Biz 3.
köprünün yapılmasını kabul ediyormuşuz gibi ismini tartışıyoruz”
diyor.
Reyhanlı saldırısı
Tuncel, BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın
Reyhanlı saldırısından sonra yaptığı “Hükümetin
yanındayız” açıklamasını anımsatmamız üzerine “O
açıklama, Alevi-Sünni çatışması yaratmak isteyenler var,
saldırının aydınlatılması konusunda hükümetin yanındayız,
anlamındaydı. BDP, AKP’nin Suriye politikasını hep eleştirdi.
Türkiye’nin bu kadar Suriye’nin içişlerine karışması kabul
edilebilir bir durum değil” görüşünü dile getiriyor.
Başbakan Erdoğan’ın “Reyhanlı’da 53 Sünni vatandaşımız
şehit oldu” sözlerini de hayretle izlediklerini
vurguluyan Tuncel, “Çok ayrıştırıcı, çatıştırıcı,
yangına körükle gitmek isteyen bir dil. 53 yurttaşımız demek
varken, neden bu dil? Bu mezhepçi bir yaklaşım” diyor.
Türay Köse /
Mehmet Menekşe
3 Temmuz 2013
Kaynak:
Cumhuriyet
|